Şarköy'de yaşayan veya tatilini geçieen tüm ziyaretçilerimizin, Şarköy'ün tanıtımına katkı sağlıyacak anılarını paylaşabileceği bölümümüze katılımınızı bekliyoruz.
Mahmure Özkan: YUNAN İŞGALİNDE MÜREFTE
Mahmure Özkan-Mürefte
Yunan askerleri bir gecede TEKİRDAĞ’I almışlar ve orada büyük bir katliam girişiminde bulundukları haberi hemen Mürefteye gelmişti.Tekirdağ’ın istilasından iki gün sonra Yunan ord usu büyük bir ihtişam ve gösterişle o gün tahta olan iskeleden Mürefteye ayak bastılar.Bizlerin bulunduğu yerli halktan bazıları Avşaya,Karabigaya ve Bandırmaya hemen kaçmıştır.Bizler Balkan Harbinde yapmış olduğumuz bu ricadınacı sonuçlarını gördüğümüzden kaçmayı denemedik bile.Çünkü büyüklerimiz Çanakkale’de ve Yemende şehit olmuşlar şehirde eli silah tutan kimse kalmamıştı,eli silah tutanlarda ya Cafer TAYYAR PAŞA ordusuna veya Anadolu’da Atatürk ordularının saflarında düşmanla savaşıyordu.Yani anlayacağınız şehirde kadın ve çocuklardan başka kimse yoktu.Rumlar ise Mürefte’de bayram yapıyorlar bağrışmalar,şarkılar yani Mürefte bir panayır alanını andırıyordu.Biz yerli halk suskun ve ürkek,evlerimizde olacakları bekliyorduk.Allaha dua ediyor ve ordumuzun muzaffer olması için adeta yalvarıyorduk.
Bizim evimiz o tarihlerde bugünkü yeni cami sokağındaydı.Yuna ordusu Caminin yanında bugünkü sağlık ocağına doğru yürüyordu.Caminin karşısında o tarihlerde bir kahvehane vardı.İşte Yunanlılar bu kahvenin yanından geçerken ismini sonradan öğrendiğimiz biri kahveden fırlayıp ordunun ve Rumların arasına karışıp yukarı doğru gitmeye başladı.Biz bunu o tarihte kahveci Arif olarak gördük.Sağlık ocağı ozamanlar Hükümet Konağı olan iki katlı bina; önüne geldiler ve ‘KATA TÜRKİYE-ZİTO VENİZELOS’ bağrışmaları,haykırımları altında merasimle kendi bayraklarını çektiler.İşte ne olduysa o an oldu.Biraz evvel kahveden çıkıp ordunun arasına karışan sonradan namının GAVUR olacağı kahveci ARİF,TÜRK BAYRAĞINI Hükümet binasından kendi elleriyle indirdi.Yunan bayrağı göNdere çekilmeye hazır,bizim TÜRK Bayrağı ise göndere sarılmış hüzünlü bir şekilde kendisini bırakmaması için adeta göndere yalvarıyordu.İnanın ki o günkü manzarayı hatırladıkça ilahi bir kuvvetin bayrağımızı bırakmadığına bugün bile inanırım.Gavur Arif sayesinde gönderden indirildi.Yunan bayrağı adeta toptop olmuş açılmıyordu.o zamanlar samimi arkadaşım Leman Cambaz yanıma gelip’Mahmure ordumuz muzaffer olacak,bak bu kafirlerin bayrağı bile açılmıyor’dedi
Gönderden indirilen bayrağımız kahveci tarafından KOCA NİKOLOPTAN’a verildi.Bu subay müsveddesinde buruşturarak bayrağı askerlere verdi.
Yunan askerleri başta bize eziyet yapmadılar.bunun sebebi de yaşayan Rumlarla uzun zaman beraber olmamız ve komşu olmamızdı.Ne varki çeşmeye su almaya gittiğimizde bizlerin testilerini kenara atıyorlar veya tükürüyorlar ve bizlere bu şekilde eziyet ediyorlardı.Bu yapmış oldukları eziyetleri yavaş yavaş artırmaya başladılar.Bir gece Mürefte’de yaşayan 10-12 kişi kadra genci ve benim dayımın çocuğunu evlerden topladılar.Dayımın çocuğu bir yolunu bulup karanlıktan istifade ederek kaçmış,yalnız götürdükleri delikanlıları PELAHURDA kurşuna dizmişler.Üzerlerini toprakla örtmüşler.Kısa bir süre geçtikten sonra bazı evlerin bahçeleri insan kafaları ve kemikleri bulunmaya başlayınca olayın vahametini kavradık.Biz evlerden çıkmaz olduk.
Aradan kısa zaman geç tiki sahilde İngiliz ve Yunan gemileri tur atmaya başladı.Rumlar eşyalarını topluyor ve gemilere bindirilerek götürülüyordu.Ordumuz savaşı kazanmış ve Atatürk bu vatanı kurtarmıştı.Ozaman faaliyette olan kilisenin papazı ile Koca Nikoloptan’da papaz eviden kalıyordu.Koca bir sandık mücevheratı alıp birlikte bir gemiye binip Mürefteyi terk ettiler.Koca şehirde kadın,kızanlardan başka kimse kalmamış,sokaklar başı boş hayvanların adeta gezinti yeri olmuştu.17 KASIM 1922 günü sahilde bir sandalın içersinde sayıları 20-25 olan bir sandal içersinde ki Türk Askerleri tahta iskeleye yanaştı.Denizde mevsim kış olması sebebiy ile fazlaca fırtına vardı.Kayık tahta iskeleye çarptı ve parçalandı.Askerlerimiz ıslanmalarına rağmen meydana çıktılar.Bizler ağlıyorduk.Bayrağımızda ıslandığından püskül gibi sarkıyordu.Bugünkü ATATÜRK heykelinin bulunduğu yere merasim duruşu olarak yayıldılar.Ozaman RIZA BEYİN annesi yanımıza gelip yüzlerimizi açtırdı ve halkla beraber marşlar söyleyerek askerlerimizi coşkuyla karşıladık.